“L’étranger/Yabancı”:
François Ozon’dan bir Albert Camus uyarlaması. Romanı aslına büyük ölçüde sadık kalarak yorumlayan Ozon, sinema hakları için Albert Camus’nün kızı Catherine Camus’yü uzun bir süreç sonucunda ikna etmiş. Sinema, ünlü açılış cümlesi olan “Aujourd’hui, maman est morte” (“Bugün annem öldü”) ile değil, romanda ikinci yarıya kadar yer almayan bir olay örgüsü olan “J’ai tué un arabe” (“Bir Arap öldürdüm”) ile başlıyor. Cezayir’in kavurucu sıcağı altında yaşayan Meursault, hislerden uzak, sessiz bir hayat sürerken beklenmedik bir tehlikenin içine çekilir. Bu olay, onu sadece yasalar karşısında değil; toplumun ahlaki hudutları ve kendi varoluşu karşısında da sorguya açar. “Yabancı”, Ozon’un “Frantz”tan (2016) sonraki ikinci siyah beyaz sineması. Bunun esas sebebi, sömürge devri Cezayir’ini setler, kostümler ve gibisi ögelerle yine yaratmanın bütçeyi zorlaması.
“The SpongeBob Movie:
Search for SquarePants/SüngerBob: Korsan Mecarası”: Büyük biri olmak için can atan SüngerBob, hamasetini Bay Yengeç’e kanıtlamak maksadıyla, gizemli ve korsan ruhlu hayalet Uçan Hollandalı’nın peşine düşer. Bu deniz seyahati komedi-macerası, onu okyanusun en derin derinliklerine götürür. Sinemanın seslendirme takımında Mark Hamill var ve Uçan Hollandalı’ya hayat veriyor.
“The Love that Remains/Aşktan Geriye Kalan”:
İzlanda’nın uzak bir kasabasında yaşayan üç çocuklu bir ailenin hayatı, anne ve babanın ayrılık kararı almasıyla farklı bir tarafa evrilir. Her şeye karşın çocuklarıyla birlikte vakit geçiren çiftin ayrılık sürecinde beklenmeyen krizleri, kayıpları ve tartışmaları olur. 98. Oscar Ödülleri’nde En Yeterli Milletlerarası Sinema kısmında İzlanda’nın temsilcisi olarak seçildi fakat 15’lik listeye giremedi.
“Masha and the Bear: Wonder Park/Maşa ile Koca Ayı:
Mucize Parkı”: Rusya’dan gelen bu animasyonda Maşa, Daşa ve Koca Ayı, cümbüş ve sürprizlerle dolu bir gün için rotalarını Mucize Parkı’na çevirir. Daşa parktaki büyük şovda sahneye çıkmak için kararlıdır, Maşa en çok eğlendiği anı yakalamanın peşindedir, Koca Ayı ise yeni “akıllı” fotoğraf makinesini denemeye heveslidir.
Kim çözecek bu sırrı?
“Efes’in Sırrı”nın oyuncu takımında Ecem Erkek, Onur Buldu, Fazilet Yener, Sarp Apak ile birlikte Tarık Papuççuoğlu ve Oya Başar da yer alıyor. Efes’teki bir hafriyat sırasında ortaya çıkan gizemli harita ve sihirli bir mağara, yetişkin arkeologları Tuna ve okul arkadaşı Damla ile birebir yaşa indirir. Tuna’nın, kendisine zorbalık yapan Anıl’dan kurtulmak için bu ‘yeni arkadaşlara’ muhtaçlık duyması ve casusların haritanın peşine düşmesi ise takımı süratle birbirine yaklaştırır. Bir üçleme olarak düşünülen serinin ikincisi “Kapadokya’nın Sırrı”, üçüncüsü ise “Göbeklitepe’nin Sırrı” olacak.