Süper Kupa maçı da olsa işini ciddiye almak lazım. Dün gece Fenerbahçe karşısında Galatasaray’ı tanıyamadım. Neredeyse Fenerbahçe kalesine şut çekmeden maçı tamamladı. Evet sarı-lacivertlilerin daha dirençli, daha çabalı, daha çok maçı kazanmak istemesini olağan karşılıyorum. Ancak Galatasaray’ın bütün sınırlarının ortaya karakter koymamasını, hakikat dürüst rakip kaleye gidememesini de olağandışı karşılıyorum. Orta alanda birinci yarı Torreira-Lemina ikilisi mutlaka üstünlük sağlayamadı. Hamlede yoktular, yalnızca Fenerbahçe ataklarını karşılamakta vazifelerini yapmaya uğraştılar.
İkinci yarı Sanchez çıkınca Lemina stopere geçti. Lemina’nın yerinde Sara oynadı. Maalesef yeniden değişen bir şey olmadı. Son haftaların başarılı futbolcusu Sane’nin bir tek olumlu hareketi yok. Yunus’u da bu kategoriye koyuyorum. O koşan rakip kaleye şut çeken, rakibi eksilten Yunus da dün gece ortalarda yoktu.
Barış Alper grubunu hamleye çıkartan en büyük kozuydu. Ben maalesef bir tek tesirli atağını göremedim. Neden sarı-kırmızılı futbolcular dünkü maçta bu kadar isteksizdiler. Bu soruya yanıt veremiyorum. Bunun nedenini en uygun Okan hoca bilir. Lakin o soğukta, yağmurda ve rüzgarda maça gelen 33 bin Cim Bom taraftarı sesini çıkarmasa da çok üzüldüler. Güvendikleri, bir dönem uzunluğu yere göğe koyamadıkları ekip en büyük rakipleri karşısında bütün sınırlarıyla tel tel döküldü. En güvendiğim futbolcuların başında gelen Sallai bile büyük yanılgılar yaptı, rakibini çok kaçırdı.
Neticede şöyle diyelim; geçen dönem Fenerbahçe kupayı önemsemedi. Bu maçta da Galatasaraylı futbolcular önemsemedi. Eminim hepsinin aklı evvel Gaziantep, daha sonra da sıradaki Atletico Madrid maçında. Fenerbahçe’ye gelince, dün geceki istekli futboluyla kupayı kazanmayı hak etti.
Son kelamım de maçın hakemi Halil Umut Meler için… Elimizde bu kadar kaliteli öteki bir hakem yok. Bunun değerini bilin. Meler Türk hakemlerinin yüz akıdır.